sighting” in Turkish

görülmegözlemlenme (nadir ya da olağanüstü bir şey)

Definition

Birinin nadir veya olağanüstü bir şeyi kısa süreliğine görmesi durumu.

Usage Notes (Turkish)

Çoğunlukla bir hayvan, kişi veya olağanüstü olay için kullanılır. 'Görmek' veya 'fark etmek'ten daha resmidir, günlük durumlar için uygun değildir.

Examples

There was a sighting of a rare bird in the park.

Parkta nadir bir kuşun **görülme**si yaşandı.

The police reported a sighting of the missing child.

Polis, kayıp çocuğun **görülme**sini bildirdi.

We had our first sighting of dolphins this year.

Bu yıl yunusların ilk **görülme**sini yaşadık.

There have been several UFO sightings in this area lately.

Son zamanlarda bu bölgede birkaç UFO **görülme**si oldu.

Eyewitnesses claimed a sighting of a mysterious creature near the river.

Görgü tanıkları, nehir kenarında gizemli bir canlının **görülme**sini iddia etti.

Photos of the alleged sighting quickly went viral online.

Sözde **görülme**ye ait fotoğraflar hızla internette yayıldı.