“siege” in Turkish
Definition
Bir ordunun bir yeri kuşatıp giriş çıkışı engelleyerek içindekileri teslim olmaya zorladığı askerî harekât. Sürekli baskı veya saldırı durumu için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genelde tarihsel ya da askerî bağlamda kullanılır; mecazen de (sürekli baskı) geçer. 'kuşatma başlatmak', 'kuşatmayı kırmak' ile birleşir. 'seize' (el koymak) ile karıştırmayın.
Examples
The army began a siege on the city.
Ordu, şehre **kuşatma** başlattı.
The castle held out during a long siege.
Kale uzun bir **kuşatma** sırasında dayanabildi.
People inside the city suffered during the siege.
Şehirdeki insanlar **kuşatma** sırasında büyük acı çektiler.
After months under siege, supplies finally ran out.
Aylarca **kuşatma** altında kaldıktan sonra malzemeler nihayet tükendi.
Their company faced a siege of criticism after the scandal.
Skandaldan sonra şirketleri eleştirilerin **kuşatması** ile karşılaştı.
He felt under siege with so many reporters outside his house.
Evinde bu kadar çok muhabir olunca kendini **kuşatma** altında hissetti.