“rouse” in Turkish
Definition
Birisini uykudan uyandırmak veya birini heyecanlandırmak, duygusal olarak harekete geçirmek.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve edebi bir kelimedir; günlük konuşmada 'uyandırmak' veya 'harekete geçirmek' daha yaygındır. Genellikle duyguları ya da topluluğu harekete geçirmek için kullanılır ('öfke uyandırmak', 'kalabalığı harekete geçirmek'). Nesneler ya da cihazlar için kullanılmaz.
Examples
The loud noise roused him from sleep.
Yüksek ses onu uykudan **uyandırdı**.
She tried to rouse the children for school.
Çocukları okula kaldırmaya **çalıştı**.
The coach's speech roused the team.
Antrenörün konuşması takımı **harekete geçirdi**.
Nothing seemed to rouse her interest during the meeting.
Toplantıda hiçbir şey onun ilgisini **uyandıramadı**.
It takes a lot to rouse him on a Saturday morning.
Onu cumartesi sabahı **uyandırmak** için çok şey gerekir.
The news quickly roused public anger.
Haber, halkın öfkesini hızla **uyandırdı**.