push” in Turkish

itmekbastırmakteşvik etmek

Definition

Bir şeyi kendinden uzağa doğru kuvvet uygulayarak hareket ettirmek veya bir düğmeye basmak. Ayrıca birini bir şey yapmaya teşvik etmek anlamına da gelir.

Usage Notes (Turkish)

Hem fiziksel olarak ('push a door', 'push a button'), hem de birini teşvik etmede kullanılır. Karşıtı 'pull'dur. 'Give a push' yardım etmek demektir.

Examples

Please push the door to open it.

Lütfen kapıyı açmak için **itin**.

She pushed the button to call the elevator.

Asansörü çağırmak için düğmeye **bastı**.

Can you push this box for me?

Bu kutuyu benim için **itebilir** misin?

I had to really push myself to finish the project on time.

Projeyi zamanında bitirmek için kendimi gerçekten **zorlamam** gerekti.

"Don't push me!" he shouted when he was getting frustrated.

"Beni **itme**!" diye bağırdı sinirlendiğinde.

Let's push this idea forward and see what happens.

Bu fikri **ilerletelim** ve ne olacağını görelim.