prone” in Turkish

eğilimliyüzüstü (beden pozisyonu)

Definition

Bir şeyin (özellikle olumsuz bir durumun) gerçekleşmesine yatkın veya eğilimli olmayı anlatır. Ayrıca, vücudun yere yüzüstü uzanması anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle olumsuz durumlarla beraber kullanılır ('prone to errors', 'prone to illness'). Yüzüstü yatma için 'prone position', sırtüstü için 'supine' kullanılır. 'Inclined' ile karıştırmayın.

Examples

She is prone to colds during winter.

O, kışın soğuk algınlığına **eğilimli**dir.

This area is prone to flooding.

Bu bölge **sel** olmaya **eğilimli**dir.

He lay in a prone position on the sand.

O, kumların üzerinde **yüzüstü** yatıyordu.

After so many late nights, I'm prone to forgetting things lately.

Bu kadar çok geç saatlere kadar kalınca, son zamanlarda bir şeyleri unutmaya **eğilimliyim**.

Kids are especially prone to making a mess when painting.

Çocuklar özellikle resim yaparken dağınıklık yapmaya **eğilimlidir**.

If you're prone to allergies, be careful around cats.

Alerjilere **eğilimli**yseniz, kedilere karşı dikkatli olun.