pretext” in Turkish

bahanegerekçe (sahte)

Definition

Gerçek amacı gizlemek için öne sürülen sahte neden.

Usage Notes (Turkish)

'Bahane' resmi veya yazılı dilde kullanılır ve kasıtlı kandırmacayı ima eder. 'Under the pretext of' ifade edilirken '... bahanesiyle' denir. 'Excuse' kadar nötr değildir.

Examples

She used work as a pretext to avoid the party.

Partiye gitmemek için işi **bahane** olarak kullandı.

They called off the meeting under the pretext of bad weather.

Toplantıyı kötü hava **bahane**siyle iptal ettiler.

She never needs a real reason; any little thing becomes her pretext to leave.

Onun gerçek bir gerekçeye ihtiyacı yok; en ufak şey bile onun ayrılma **bahane**si olur.

Politicians often find a convenient pretext to delay tough decisions.

Siyasetçiler zor kararları ertelemek için çoğu zaman uygun bir **bahane** bulur.

He left early on the pretext of feeling sick.

O, kendini kötü hissettiği **bahane**siyle erken ayrıldı.

“Under the pretext of helping, he actually made things worse,” she complained.

"Yardım **bahane**siyle aslında işleri daha kötüleştirdi," diye şikayet etti.