“preaching” in Turkish
Definition
Dini konuşma yapmak veya birine istenmeden güçlü biçimde ahlaki tavsiyelerde bulunmak anlamına gelir.
Usage Notes (Turkish)
"Preaching to the choir" zaten katılan birine bir şeyi anlatmaya çalışmak demektir. "Stop preaching" ifadesi rahatsız edici düzeyde ahlak dersi verildiğinde söylenir. "Practice what you preach" ise verdiğiniz öğüdü kendinizin de uygulaması gerektiği anlamına gelir.
Examples
Stop preaching to me — I can make my own decisions.
Bana **vaaz verme** — kendi kararlarımı kendim alabilirim.
He has been preaching the importance of exercise for years.
O, yıllardır egzersizin önemini **vaaz veriyor**.
You're preaching to the choir — we all agree that climate change is a real threat.
Sen zaten aynı fikirde olanlara **vaaz veriyorsun** — hepimiz iklim değişikliğinin gerçek bir tehdit olduğuna katılıyoruz.
The pastor is preaching about forgiveness this Sunday.
Pazar günü, pastor affetme hakkında **vaaz verecek**.
She's always preaching about healthy eating but I've seen her devour a whole pizza.
Hep sağlıklı beslenme üstüne **vaaz verir**, ama tüm pizzayı tek başına yediğini gördüm.
His preaching style is so engaging that even the teenagers in the audience stay focused.
Onun **vaaz tarzı** o kadar etkileyici ki salondaki gençler bile dikkatini veriyor.