plugged” in Turkish

takılıtıkalı

Definition

Bir şeyin prize takılı olması veya bir nesneyle tıkanmış olması durumunu ifade eder; örneğin prizdeki cihaz veya tıkanmış lavabo.

Usage Notes (Turkish)

'Plugged' hem elektrik bağlantısı ('plugged in') hem de tıkanıklık ('plugged drain') anlamına gelir; bağlamdan hangisi olduğu anlaşılır. 'charged' (şarjlı) ile karıştırmayın.

Examples

Is your laptop still plugged in? That's probably why the battery isn't charging.

Dizüstü bilgisayarın hâlâ **takılı** mı? Muhtemelen bu yüzden pil dolmuyor.

The charger is plugged into the wall.

Şarj cihazı duvara **takılı**.

The drain is plugged with hair.

Gider saçla **tıkanmış**.

His nose was plugged because of a cold.

Burnu soğuktan **tıkanmıştı**.

Sorry, I couldn't hear you — my ears are totally plugged after that flight.

Üzgünüm, seni duyamadım — uçaktan sonra kulaklarım tamamen **tıkanmış** durumda.

All the outlets in this room are already plugged, so you'll need an extension cord.

Bu odadaki tüm prizler zaten **takılı**, uzatma kablosuna ihtiyacın olacak.