pip” in Turkish

çekirdek (meyve)nokta (kart veya zar üzerindeki)kısa sinyal sesi (bip)az farkla yenmek (argo)kuş hastalığı

Definition

Bir meyvenin (örneğin elma veya portakal) içindeki küçük çekirdek, kart veya dominoslardaki küçük nokta ve kısa, yüksek frekanslı bir sinyal sesi. Aynı zamanda kuşların bir hastalığına da denir.

Usage Notes (Turkish)

İngiliz İngilizcesinde meyve çekirdeği için sıklıkla 'pip' kullanılır. Oyun kartlarındaki ve zar üzerindeki noktalar için de geçerlidir. 'To pip someone' ise az bir farkla yenmek anlamında kullanılır (özellikle gayri resmi).

Examples

Be careful not to swallow the pips when eating an orange.

Portakal yerken **çekirdekleri** yutmamaya dikkat et.

Each card has a number of pips that shows its value.

Her kartın değerini gösteren bir miktar **nokta** bulunur.

At the sound of the pips, the time will be exactly six o'clock.

**Bip** sesiyle birlikte saat tam altı olacak.

She pipped him to the gold medal by just a tenth of a second.

Sadece bir saliselik farkla onu **az farkla geçti** ve altın madalya kazandı.

Remove the apple pips before making the sauce, or it'll taste bitter.

Sos yapmadan önce elmanın **çekirdeklerini** çıkar, yoksa sos acı olur.

The whole project was going fine until a minor setback pipped us at the post.

Her şey yolunda gidiyordu, ta ki küçük bir sorun bizi **tam sonunda alt etmiş olana kadar**.