“outpost” in Turkish
Definition
Ana bölgeden uzakta, genellikle askeri, bilimsel veya ticari amaçlarla kurulan küçük grup veya bina.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle 'askeri karakol', 'uzaktaki karakol' gibi resmi ve özel amaçlarla kullanılır; sıradan ofis veya mağazalar için kullanılmaz.
Examples
The soldiers built an outpost on the hill.
Askerler tepede bir **karakol** kurdu.
Researchers live at a remote Arctic outpost.
Araştırmacılar uzak bir Arktik **karakolunda** yaşıyorlar.
The company opened its first outpost in Africa.
Şirket Afrika'daki ilk **karakolunu** açtı.
It's tough living in an outpost, so far from the city.
Şehirden bu kadar uzakta bir **karakolda** yaşamak zordur.
NASA is planning a lunar outpost for future missions.
NASA, gelecekteki görevler için ayda bir **karakol** planlıyor.
Their tiny mountain outpost hadn’t seen visitors in months.
Onların küçük dağ **karakoluna** aylardır kimse gelmemişti.