“obsolete” in Turkish
Definition
Yeni bir şey çıktığı için artık kullanılmayan veya ihtiyaç duyulmayan şey. Genellikle teknoloji, ürün veya fikirler için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi veya teknik ortamlarda kullanılır. 'modası geçmiş teknoloji', 'modası geçmiş fikir' gibi kullanımlar yaygındır. Kişiler için nadiren kullanılır.
Examples
This computer is obsolete and cannot run new programs.
Bu bilgisayar **modası geçmiş** ve yeni programları çalıştıramıyor.
Typewriters have become obsolete in most offices.
Daktilolar çoğu ofiste **modası geçmiş** durumda.
Smartphones have made pay phones almost obsolete.
Akıllı telefonlar sayesinde ankesörlü telefonlar neredeyse **modası geçmiş** hale geldi.
Some software quickly becomes obsolete as technology advances.
Bazı yazılımlar teknoloji ilerledikçe hızla **modası geçmiş** olabiliyor.
Fashion trends change so fast that clothes can seem obsolete in just one season.
Moda trendleri o kadar hızlı değişiyor ki, kıyafetler bir sezonda bile **modası geçmiş** görünebiliyor.
That law is now obsolete and no longer used.
O yasa artık **modası geçmiş** ve kullanılmıyor.