“native” in Turkish
Definition
Bir kişi, hayvan veya bitkinin aslen bir yere ait olması anlamına gelir. Ayrıca bir dili anadil olarak konuşan kişi için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
‘native speaker’ (ana dili konuşuru), ‘native language’ (ana dil), ‘native to this area’ (bu bölgeye özgü) kalıpları yaygındır. İnsanlar için bazen ‘yerli’ yerine ‘buralı’ veya grup ismi daha uygun olur. Teknolojide ‘native app’, sisteme özel yapılan anlamında.
Examples
She is a native speaker of English.
O, İngilizce **ana dili konuşuru**.
The team built a native app instead of a web version.
Ekip, web sürümü yerine **yerel (native)** bir uygulama yaptı.
These plants are native to South America.
Bu bitkiler Güney Amerika'ya **yerli**dir.
He wants to learn from native teachers.
O, **ana dili konuşuru** öğretmenlerden öğrenmek istiyor.
I'm not a native speaker, but I can get by in French.
Ben **ana dili konuşuru** değilim ama Fransızca ile idare edebiliyorum.
This bird isn't native here, so people report sightings quickly.
Bu kuş buraya **yerli** değil, bu yüzden insanlar hızlıca fark ediyor.