lockup” in Turkish

nezarethanekısa süreli gözaltı hücresi

Definition

Kısa süreli olarak tutuklananların kaldığı küçük nezarethane ya da gözaltı hücresine denir. Bazen birini bir yere kilitlemek anlamına da gelir.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle gayri resmi olarak ve polisle ilgili ortamlarda kullanılır. Uzun süreli cezaevi anlamına gelmez. Kısa süreli tutma amaçlıdır.

Examples

There is a small lockup at the local police station.

Yerel karakolda küçük bir **nezarethane** var.

The police took the thief to the lockup.

Polis, hırsızı **nezarethaneye** götürdü.

He spent the night in the lockup for drunk driving.

O, alkollü araç kullandığı için geceyi **nezarethanede** geçirdi.

Don’t worry, it’s just a lockup—you’ll be out by morning.

Endişelenme, sadece bir **nezarethane**—sabah çıkarsın.

After the fight, the men were tossed in the lockup until morning.

Kavganın ardından adamlar sabaha kadar **nezarethaneye** atıldı.

The suspect was held in the lockup while the officers finished paperwork.

Memurlar işlemleri tamamlarken şüpheli **nezarethanede** tutuldu.