“lecturing” in Turkish
Definition
Bir gruba, genellikle sınıf gibi resmî bir ortamda bilgi aktarmak. Aynı zamanda birini ders verircesine azarlamak veya öğüt vermek anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle öğretmen ve hocanın öğrenciyle konuşmasına denir. Olumsuz anlamıyla, patronluk ya da üst perdeden konuşmak için de kullanılır.
Examples
The teacher is lecturing about World War II.
Öğretmen, İkinci Dünya Savaşı hakkında **ders veriyor**.
He was lecturing the class on safety rules.
Sınıfa güvenlik kuralları hakkında **ders veriyordu**.
Mom started lecturing me about my messy room.
Annem dağınık odam hakkında bana **nasihat vermeye** başladı.
He’s always lecturing us about eating healthy.
Bize sürekli sağlıklı beslenme hakkında **nasihat verir**.
Stop lecturing me—I get it already!
Bana artık **nasihat etme**—anladım!
Sarah enjoys lecturing on art history at the university.
Sarah, üniversitede sanat tarihi üzerine **ders vermekten** hoşlanıyor.