“keeper” in Turkish
Definition
Bir şeyi (hayvan, bina veya değerli eşya gibi) gözeten veya koruyan kişi. Sporda, özellikle futbolda, 'keeper' genellikle kaleciyi ifade eder.
Usage Notes (Turkish)
'zookeeper', 'groundskeeper' gibi resmi ve gayriresmi kullanımlar görülür. Sporda neredeyse her zaman kaleci anlamındadır. İlişkilerde 'a real keeper' değerli ve tutulması gereken kişi demektir.
Examples
The zoo keeper feeds the lions every day.
Hayvanat bahçesi **bakıcısı** her gün aslanları besler.
Our football team needs a new keeper.
Futbol takımımızın yeni bir **kaleciye** ihtiyacı var.
He is the keeper of the old lighthouse.
O, eski deniz fenerinin **bakıcısı**.
Wow, you're really organized—you're a real keeper!
Vay canına, çok düzenlisin—gerçekten bir **bakıcısın**!
The keeper made an amazing save at the last minute.
**Kaleci** son dakikada harika bir kurtarış yaptı.
She’s been the keeper of these family traditions for years.
Yıllardır bu aile geleneklerinin **koruyucusu** oldu.