impotent” in Turkish

âcizgüçsüz

Definition

Bir şeyi değiştirme veya etkili bir şekilde hareket etme gücünden yoksun olmak; çaresiz ya da etkisiz kalmak.

Usage Notes (Turkish)

Tıbbi anlamı da olduğu için kullanımında dikkatli olunmalı. Edebiyatta 'impotent rage' gibi ifadeler öfkeyi gösterememeyi anlatmak için kullanılır. Gündelik konuşmada 'güçsüz' veya 'çaresiz' demek daha uygundur.

Examples

Without funding, the organization was impotent to carry out its mission.

Finansman olmadan, kuruluş görevini yerine getirmekte **güçsüz** kaldı.

We stood there watching the flood waters rise, completely impotent to stop it.

Seller yükselirken elimiz kolumuz bağlı bir şekilde **âciz** kalakaldık.

Laws are impotent if there's no one to enforce them.

Uygulayacak kimse yoksa, yasalar **etkisiz** kalır.

The government seemed impotent in the face of the growing crisis.

Hükümet, büyüyen kriz karşısında tamamen **âciz** görünüyordu.

He felt impotent rage building inside him, knowing there was nothing he could do.

Hiçbir şey yapamayacağını bilerek içinde **âciz** bir öfke oluşmaya başladı.

She felt an impotent frustration at being ignored every time she raised the issue.

Konuyu ne zaman gündeme getirse görmezden geliniyor ve bu ona **âciz** bir hayal kırıklığı hissettiriyordu.