forced” in Turkish

zorlamecburiyapmacık

Definition

Bir şeyi isteyerek değil, baskı, güç veya zorunluluk nedeniyle yapmak; ayrıca yapmacık veya doğal olmayan durumları da anlatır, örneğin 'zoraki gülümseme'.

Usage Notes (Turkish)

'Forced' çoğunlukla isimden önce gelir: 'forced smile' (zoraki gülüş). Hem fiziksel, hem duygusal zorunluluğu, hem de yapmacıklığı anlatabilir.

Examples

He gave a forced smile at the camera.

O, kameraya **zorla** bir gülümseme attı.

Many families were forced to leave their homes.

Birçok aile evlerini terk etmeye **zorlandı**.

I was forced to wait outside.

Dışarıda beklemeye **mecbur** kaldım.

The joke felt forced, so nobody really laughed.

Şaka çok **yapmacık** geldiği için kimse gerçekten gülmedi.

We were forced into a quick decision because time was running out.

Zaman azaldığı için hızlı bir karar vermeye **zorlandık**.

Her apology sounded forced, and I didn't believe it.

Onun özrü **yapmacık** geldi, bu yüzden inanmamıştım.