float” in Turkish

yüzmek (su üzerinde)havada süzülmekortaya atmak (fikir)halka açmak (şirket için)

Definition

Bir şeyin suyun veya havanın üstünde batmadan kalması, ya da nazikçe hareket etmesi anlamına gelir. Fikir ileri sürmek veya bir şirketin hisselerini halka arz etmek anlamında da kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Su üzerinde yüzmek', 'havada süzülmek' fiziksel kullanımlardır; insanlar yüzerken ('swim'), nesneler 'yüzmek'/'süzülmek' ile anlatılır. 'Bir fikri ortaya atmak' temkinli teklif anlamında. Ekonomide 'yüzen faiz' değişken oran ve 'şirketi halka açmak' anlamlarına gelir.

Examples

Leaves float on the water.

Yapraklar suyun üstünde **yüzüyor**.

The balloon will float away if you let it go.

Balonu bırakırsan **havada süzülüp** gider.

They plan to float the company next year.

Gelecek yıl şirketi **halka açmayı** planlıyorlar.

I just wanted to float an idea and see what everyone thinks.

Bir fikir **ortaya atmak** ve herkes ne düşünüyor görmek istedim.

After lunch, we just floated in the pool for an hour.

Öğle yemeğinden sonra bir saat boyunca havuzda sadece **yüzdük**.

Mortgage payments can jump if you choose a floating rate.

Eğer **değişken** faiz oranı seçerseniz, mortgage ödemeleri artabilir.