exposed” in Turkish

açıktaaçık (korumasız)

Definition

Bir şeyin örtüsüz, korunmasız ya da gizlenmemiş olması durumu. Hem fiziksel olarak açıkta olmayı hem de birinin tehlikeye, eleştiriye açık olmasını anlatır.

Usage Notes (Turkish)

Genellikle 'exposed to' ('güneşe maruz' gibi) şeklinde kullanılır. Fiziksel, tıbbi ve mecaz anlamlarda yaygındır. 'Revealed' (sırlanmış bir şeyin açığa çıkması) ile karıştırmayın.

Examples

The wires are exposed, so don't touch them.

Kablolar **açıkta**, dokunma.

After the data leak, millions of users felt exposed and angry.

Veri sızıntısından sonra milyonlarca kullanıcı kendini **açıkta** ve kızgın hissetti.

His skin was exposed to the cold wind.

Cildi soğuk rüzgara **açıkta** kaldı.

Children should not be exposed to smoke.

Çocuklar dumanla **karşı karşıya** bırakılmamalı.

Once the roof was damaged, the whole room was exposed to the rain.

Çatı hasar görünce tüm oda yağmura **açık** hale geldi.

I felt really exposed standing up there with everyone staring at me.

Herkes bana bakarken orada ayakta durmak beni gerçekten **açıkta** hissettirdi.