entitled” in Turkish

hakkı olanbaşlıklıkendini ayrıcalıklı gören (olumsuz anlamda)

Definition

Bir şey yapma ya da alma hakkına sahip olmak veya belirli bir adla anılmak anlamına gelir. Ayrıca özel muamele bekleyen bir kişilik yapısını da ifade edebilir.

Usage Notes (Turkish)

'be entitled to something' ifadesi resmi haklara sahip olmayı, 'başlıklı' ise isimlendirmeyi belirtir. Olumsuz anlamda ise kibirli veya şımarık tavır için kullanılır.

Examples

Just because you paid for it doesn't mean you're entitled to be rude.

Sadece para ödedin diye kaba olmaya **hakkın** yok.

He walked in like he was entitled to everyone's attention.

Sanki herkesin dikkatini **hak ediyormuş** gibi içeri girdi.

She is entitled to a lunch break every day.

Her gün öğle arası yapma **hakkı var**.

I read a story entitled "The Blue Door."

"The Blue Door" **başlıklı** bir hikaye okudum.

That kid sounds entitled when he talks to his teachers.

O çocuk öğretmenleriyle konuşurken çok **kendini ayrıcalıklı gören** biri gibi duruyor.

There's an article entitled "Why We Need Rest," and it's actually worth reading.

"Why We Need Rest" **başlıklı** bir makale var ve gerçekten okunmaya değer.