“endure” in Turkish
Definition
Zor veya hoş olmayan bir durumu pes etmeden yaşamak ya da devam etmek. Ayrıca bir şeyin uzun süre devam etmesi anlamına da gelir.
Usage Notes (Turkish)
Günlük ve resmi dilde kullanılır. Çoğunlukla acıya ya da zorluklara süregelen bir şekilde katlanmak anlamında ('endure hardship', 'endure pain'). 'Tolerate'dan daha güçlü bir süreklilik hissi taşır. 'endure for years', 'unable to endure', 'endure the test of time' gibi örneklerde rastlanır.
Examples
She had to endure a long wait at the doctor's office.
Doktorun muayenehanesinde uzun süre beklemeye **katlanmak** zorunda kaldı.
They endured many hardships on their journey.
Yolculuklarında birçok zorluğa **dayandılar**.
His love for music has endured for decades.
Müziğe olan sevgisi onlarca yıl **devam etti**.
I can't endure this cold weather any longer!
Bu soğuk havaya artık **katlanamıyorum**!
Our friendship has endured despite all the ups and downs.
Tüm iniş çıkışlara rağmen dostluğumuz **devam etti**.
How did you endure working nights for so long?
Bunca süre gece vardiyasında çalışmaya nasıl **dayandın**?