“containing” in Turkish
Definition
İçinde bir şey barındıran veya bir şeyin parçası olan. Ayrıca, bir şeyi kontrol altında tutmak veya sınırlamak anlamında da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Açıklayıcı cümlelerde ('kitap içeren kutu') geçer. Ayrıca, 'ateşi kontrol etmek', 'gülmemi tutamadım' gibi, bir şeyi baskı altında tutma anlamı vardır.
Examples
Firefighters worked through the night, containing the blaze before it spread to nearby homes.
İtfaiyeciler gece boyunca çalıştı, yangını yayılmadan önce **kontrol etti**.
She could barely contain her excitement when she got the promotion.
Terfi alınca heyecanını **kontrol edemedi**.
The database query returned all records containing the keyword.
Veritabanı sorgusu, anahtar kelimeyi **içeren** tüm kayıtları döndürdü.
She opened a package containing a birthday gift.
Doğum günü hediyesi **içeren** paketi açtı.
Avoid foods containing too much sugar.
Çok fazla şeker **içeren** yiyeceklerden kaçının.
The report containing the results was sent yesterday.
Sonuçları **içeren** rapor dün gönderildi.