“conspicuous” in Turkish
Definition
Kolayca fark edilen, etrafındakilerden daha çok dikkat çeken, göze çarpan bir şey.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi ya da nötr ortamlarda, alışılmadık, büyük veya parlak olan şeyler için kullanılır. 'conspicuous absence', 'conspicuous consumption' gibi kalıplarda yaygındır. Göze çarpmayan ya da sönük şeyler için kullanılmaz.
Examples
Her red coat made her conspicuous in the crowd.
Kırmızı paltosu onu kalabalıkta **göze çarpan** biri haline getirdi.
The sign was conspicuous on the wall.
Tabela duvarda oldukça **göze çarpıyordu**.
A conspicuous error was found in the report.
Raporda **göze çarpan** bir hata bulundu.
He tried to be quiet, but his laughter was conspicuous.
Sessiz olmaya çalıştı ama gülüşü **dikkat çekiciydi**.
Their conspicuous absence at the meeting surprised everyone.
Toplantıdaki **göze çarpan** yoklukları herkesi şaşırttı.
Luxury cars are often bought for their conspicuous display of wealth.
Lüks arabalar genellikle servetin **göze çarpan** şekilde gösterilmesi için alınır.