“concede” in Turkish
Definition
Bir şeyin doğru olduğunu istemeyerek kabul etmek ya da bir yarışma veya tartışmada yenilgiyi kabul etmek.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok resmi, akademik veya rekabet ortamlarında kullanılır. 'Concede defeat' ve 'concede a goal' gibi kalıplarda rastlanır. Genellikle isteksizce kabul etme anlamı taşır; 'admit' ile her zaman aynı değildir.
Examples
The team conceded two goals in the first half.
Takım ilk yarıda iki gol **yedi**.
He refused to concede his point during the argument.
Tartışma sırasında görüşünü **kabul etmekten** kaçındı.
She finally conceded that she was wrong.
Sonunda yanlış olduğunu **kabul etti**.
After losing the election, she called to concede and congratulate her opponent.
Seçimi kaybettikten sonra rakibini arayıp **yenilgiyi kabul etti** ve tebrik etti.
I will not concede just because you shout louder.
Sadece daha çok bağırıyorsun diye **kabul etmeyeceğim**.
Sometimes it's wiser to concede a little than to fight over everything.
Her şey için savaşmak yerine bazen biraz **kabul etmek** daha akıllıcadır.