“cage” in Turkish
Definition
Kafes, çubuklardan veya tellerden yapılmış, hayvan ya da bazen insanları tutmak için kullanılan bir yapıdır. Ayrıca insanı kısıtlayan ya da sınırlayan durumlar için mecaz anlamda da kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
En çok hayvanlar için kullanılır: 'kuş kafesi', 'aslan kafesi'. İnsan için kullanıldığında genellikle sert veya dramatiktir ('polis arabasında kafes', 'MMA kafesi' gibi). Mecaz olarak özgürlük eksikliğini anlatır.
Examples
He cleaned the rabbit's cage this morning.
Bu sabah tavşanın **kafes**ini temizledi.
The bird is in a cage.
Kuş bir **kafes**in içinde.
The zoo built a bigger cage for the tiger.
Hayvanat bahçesi, kaplan için daha büyük bir **kafes** yaptı.
Working in that tiny office all day makes me feel like I'm in a cage.
O küçük ofiste bütün gün çalışmak bana kendimi **kafes**te gibi hissettiriyor.
Once the door closed, the elevator felt like a cage.
Kapı kapanınca asansör sanki bir **kafes** gibi hissettirdi.
The fighter stepped into the cage and the crowd went wild.
Dövüşçü **kafes**e adım atınca seyirciler coştu.