burke” in Turkish

boğarak öldürmekörtbas etmek

Definition

Birini ağız ve burnunu kapatarak nefessiz bırakıp öldürmek; ya da bir konuyu, tartışmayı ya da araştırmayı sessizce bastırmak veya örtbas etmek.

Usage Notes (Turkish)

Günlük konuşmada nadir, edebi ve resmi metinlerde karşılaşılır. Özellikle 'burke the issue' gibi kalıplarda bilinçli bir şekilde bastırmak veya gizlemek anlamı taşır, sadece 'kaçınmak' veya 'görmezden gelmek' değildir.

Examples

The attacker tried to burke the old man with a cloth.

Saldırgan yaşlı adamı bir bezle **boğarak öldürmeye** çalıştı.

They could not burke the police investigation.

Polis soruşturmasını **örtbas edemediler**.

She tried to burke the question and change the topic.

O, soruyu **örtbas edip** konuyu değiştirmeye çalıştı.

You can't just burke the issue and hope people forget about it.

Sadece konuyu **örtbas edip** insanların unutmasını bekleyemezsin.

The report suggests officials burked complaints for years.

Rapor, yetkililerin yıllarca şikayetleri **örtbas ettiğini** gösteriyor.

It felt like the meeting was designed to burke any real debate.

Toplantı sanki gerçek bir tartışmayı **örtbas etmek** için düzenlenmiş gibiydi.