bugged” in Turkish

dinlenmiş (böcek yerleştirilmiş)sinir etmişhatalı (yazılım)

Definition

Birinin bulunduğu yere böcek (dinleme cihazı) yerleştirilmiş, birini rahatsız etmiş veya yazılımda çok hata olması durumunda kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

'Room was bugged' gizli dinleme cihazi yerleştirildiğini, 'It really bugged me' ise bir şeyin çok rahatsız ettiğini belirtir. Yazılımda çok hata varsa 'The app is bugged' denir. 'Eyes bugged out' şaşkınlığı ifade eder.

Examples

He was convinced his office was bugged and started having all important conversations outside.

Ofisinin **dinlendiğine** inanıyordu ve tüm önemli konuşmaları dışarıda yapmaya başladı.

The FBI bugged the suspect's phone.

FBI, şüphelinin telefonunu **dinledi**.

It really bugged me when he didn't say thank you.

Teşekkür etmemesi beni gerçekten **sinir etti**.

The game is so bugged that it crashes every five minutes.

Oyun o kadar **hatalı** ki her beş dakikada bir çöküyor.

What bugged her most wasn't the mistake itself, but that nobody apologized.

Onu en çok **sinir eden** şey aslında hata değildi, kimsenin özür dilememesiydi.

His eyes bugged out when he saw the price tag on the watch.

Saatin fiyat etiketini görünce gözleri **fal taşı gibi açıldı**.