bribe” in Turkish

rüşvet

Definition

Birine yasa dışı veya ahlaka aykırı bir şey yapması için para, hediye veya ayrıcalık vermek. Hem isim hem fiil olarak kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Çoğunlukla olumsuz ve yasal bir anlam taşır. 'rüşvet vermek', 'rüşvet almak', 'birine rüşvetle bir şey yaptırmak' kalıpları yaygındır. Bazen şakayla karışık küçük ödüller için de kullanılır ama asıl anlamı yolsuzluktur.

Examples

He offered a bribe to the police officer.

Polis memuruna **rüşvet** teklif etti.

The judge refused to take the bribe.

Yargıç **rüşvet** almayı reddetti.

They tried to bribe him with cash.

Onu parayla **rüşvet** ile kandırmaya çalıştılar.

He joked that he had to bribe his kids with ice cream to leave the park.

Çocukları parktan çıkarmak için onlara dondurma ile **rüşvet** vermesi gerektiğini espriyle söyledi.

You can't just bribe your way out of every problem.

Her sorunu **rüşvet** ile çözemesin.

If they find out you paid a bribe, you'll lose your job.

Eğer **rüşvet** verdiğin ortaya çıkarsa işini kaybedersin.