“boo” in Turkish
Definition
Bir kişiye veya takıma karşı topluluk önünde yüksek sesle olumsuz tepki (yuh sesi) vermek. Bazen bu sesi de anlatır.
Usage Notes (Turkish)
'boo' genellikle spor, politika ve canlı gösterilerde duyulur. Olumsuz ve topluluk önünde kullanılır. "boo someone" birine yuh çekmek anlamına gelir. 'boo' (sevgili) ile karıştırmayın.
Examples
The crowd booed the singer after the song.
Kalabalık, şarkıdan sonra şarkıcıyı **yuhaladı**.
Some fans boo the other team.
Bazı taraftarlar diğer takımı **yuhalıyor**.
I heard a loud boo from the back of the room.
Odanın arkasından yüksek bir **yuh** duydum.
They booed him off the stage before he could finish.
Onlar, bitirmeden önce onu sahneden **yuhalayarak indirdiler**.
The audience started to boo when the referee made that call.
Hakem o kararı verince seyirciler **yuhalamaya** başladı.
Come on, don't boo—at least give her a chance to explain.
Haydi, **yuhalama**, en azından açıklama yapmasına izin ver.