“blur” in Turkish
Definition
Bir şeyi net olmayan veya zor görülen hale getirmek; genellikle kenar veya ayrıntıları daha az belirgin yaparak. Ayrıca bulanık görülen bir şey veya hatırlanması zor bir anı için de kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Fiil (bulanıklaştırmak) ve isim (bulanıklık) olarak kullanılır. Fotoğraf, görüş ve anılar için yaygın. 'blur the lines' (sınırları bulanıklaştırmak) deyiminde sıkça geçer. 'smudge' (leke) ile karıştırmayın.
Examples
My eyes blur when I am tired.
Yorgun olduğumda gözlerim **bulanıklaşır**.
The photo is a blur.
Fotoğraf bir **bulanıklık**.
Rain on the window can blur the view.
Penceredeki yağmur manzarayı **bulanıklaştırabilir**.
It all happened so fast, the night is just a blur to me.
Her şey o kadar hızlı oldu ki, gece bana sadece bir **bulanık anı** gibi geliyor.
Don't let your tears blur your vision.
Gözyaşlarının görüşünü **bulanıklaştırmasına** izin verme.
The lines between work and home life can easily blur these days.
Günümüzde iş ve ev hayatı arasındaki çizgiler kolayca **bulanıklaşıyor**.