“blinded” in Turkish
Definition
Çok parlak bir ışıktan dolayı görememek ya da güçlü duygular veya dikkat dağınıklığı nedeniyle bir şeyi fark edememek.
Usage Notes (Turkish)
Hem gerçek anlamda (ışık ya da yaralanma), hem de mecazi anlamda (duygu, önyargı ile bir şeyi görememek) kullanılır: 'blinded by love' gibi ifadeler yaygın.
Examples
He was blinded by the bright headlights.
Parlak farlar onu **kör etmişti**.
The smoke blinded the firefighters.
Duman, itfaiyecileri **kör etti**.
She was blinded by tears and couldn't see.
Gözyaşlarıyla **kör oldu** ve hiçbir şey göremedi.
He was so in love, he was blinded to her faults.
O kadar âşıktı ki, onun kusurlarına karşı **kör olmuştu**.
Money has blinded him to what really matters.
Para, onun gerçekten önemli olana karşı **gözünü kör etti**.
The sudden flash left everyone temporarily blinded.
Ani bir flaş herkesi geçici olarak **kör etti**.