bestow” in Turkish

bahşetmekvermek (onur/ödül gibi)

Definition

Onur, ödül veya hak gibi bir şeyi resmî olarak birine vermek. Genellikle saygı veya takdir göstergesi olarak kullanılır.

Usage Notes (Turkish)

Resmî ve edebi bir ifadedir; günlük konuşmada nadiren kullanılır. "bestow an honor" veya "bestow upon someone" gibi kalıplarda geçer. Sıradan bir şeyi vermek için kullanılmaz, daha çok takdir ve resmiyet gerektiren durumlar için uygundur.

Examples

The university will bestow an honorary degree at the ceremony.

Üniversite törende fahri bir derece **bahşedecek**.

She felt truly honored to be bestowed with such a rare title.

Böyle nadir bir unvanla **bahşedilmekten** gerçekten onur duydu.

The queen bestowed a medal on the soldier.

Kraliçe askere bir madalya **bahşetti**.

He bestowed his trust upon his friend.

O, güvenini arkadaşına **bahşetti**.

With this award, we bestow upon you our highest appreciation.

Bu ödülle, size en yüksek takdirimizi **bahşediyoruz**.

Legends say the gods bestowed wisdom on humans long ago.

Efsanelere göre tanrılar insanlara çok uzun zaman önce bilgelik **bahşetmiş**.