“audacity” in Turkish
Definition
Bir kişinin cesur ya da şok edici bir şeyi yapma cesareti; bazen hayranlık uyandıracak kadar cesur, bazen de saygısız olacak kadar arsız bir tavır.
Usage Notes (Turkish)
Hem övgü hem eleştiri olarak kullanılır; bağlam belirler. 'the audacity to do something' sık kullanılır ve sınırları zorlamayı anlatır.
Examples
I can't believe she had the audacity to speak to her boss like that.
Patronuna öyle konuşacak kadar **cüret** ettiğine inanamıyorum.
It takes audacity to try something new.
Yeni bir şey denemek için **cüret** gerekir.
His audacity impressed everyone in the room.
Onun **cüreti**, odadaki herkesi etkiledi.
He had the audacity to ask for a raise his first week.
Daha ilk haftasında zam istemeye **cüret** etti.
The thief's audacity shocked the whole neighborhood.
Hırsızın **cüreti** tüm mahalleyi şok etti.
You’ve got some audacity showing up after what happened.
Olanlardan sonra buraya gelmeye nasıl **cüret** edebildin!