“accelerate” in Turkish
Definition
Daha hızlı hareket etmek veya bir şeyin daha hızlı olmasını sağlamak.
Usage Notes (Turkish)
Resmi ve teknik alanlarda, araçlar veya süreçler için kullanılır; insanlar koşmaya başladığında kullanılmaz.
Examples
The car began to accelerate on the highway.
Araba otoyolda **hızlanmaya** başladı.
Scientists are trying to accelerate the process.
Bilim insanları süreci **hızlandırmaya** çalışıyor.
You should accelerate if you want to catch the green light.
Yeşil ışığı yakalamak istiyorsan **hızlanmalısın**.
We need to accelerate our efforts to finish before the deadline.
Süreden önce bitirmek için çabalarımızı **hızlandırmamız** gerek.
His investments helped accelerate the company’s growth.
Yatırımları, şirketin büyümesini **hızlandırdı**.
The coach told the runners to accelerate in the last lap.
Koç, koşuculara son turda **hızlanmalarını** söyledi.