"walkabout" in Turkish
Definition
Walkabout; genellikle bir siyasetçi veya ünlünün halkla buluştuğu gayri resmi yürüyüş anlamına gelir. Aynı zamanda Avustralyalı Aborjinlerin kültürel ve manevi amaçlarla yaptığı geleneksel yolculuktur.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok Avustralya ve İngiliz İngilizcesinde görülür. 'Went walkabout' ifadesi kaybolmak veya aniden gitmek anlamında da kullanılır. Aborjin kültüründe manevi bir önemi vardır.
Examples
The prime minister went on a walkabout to meet local people.
Başbakan, yerel halkla buluşmak için **walkabout** yaptı.
During his walkabout, he listened to people's concerns.
**Walkabout** sırasında insanların sorunlarını dinledi.
The leader enjoyed a walkabout in the city square.
Lider, şehir meydanında bir **walkabout** yaptı ve bundan keyif aldı.
My keys have gone walkabout again—I can't find them anywhere!
Anahtarlarım yine **walkabout**'a çıktı—hiçbir yerde bulamıyorum!
After months in the office, he felt like going walkabout and exploring nature.
Aylardır ofiste olduktan sonra doğayı keşfetmek için **walkabout** yapmak istedi.
Rumor has it the cat went walkabout last night and hasn’t come home yet.
Söylentiye göre kedi dün gece **walkabout**'a çıktı ve hâlâ eve dönmedi.