Herhangi bir kelime yazın!

"wade through" in Turkish

güçlükle geçmekiçinden geçmek

Definition

Su, çamur veya benzeri yerlerden yavaşça ve zorlanarak geçmek; ya da çok fazla evrak veya sıkıcı bir işi zahmetle yapmak.

Usage Notes (Turkish)

Hem fiziksel engeller (su, çamur, kalabalık) hem de mecaz anlamda zor veya sıkıcı işler için kullanılır; keyifli işler için genellikle kullanılmaz.

Examples

The children had to wade through the muddy river to get home.

Çocuklar eve gitmek için çamurlu nehirden **güçlükle geçmek** zorunda kaldı.

She spent all afternoon wading through old emails.

Tüm öğleden sonrayı eski e-postaların arasından **güçlükle geçmekle** geçirdi.

I had to wade through a long report before the meeting.

Toplantıdan önce uzun bir raporun içinden **geçmek** zorunda kaldım.

Honestly, I don’t know how you wade through all that paperwork every day.

Gerçekten, her gün o kadar evrakı nasıl **güçlükle geçiyorsun** anlamıyorum.

The movie was so boring—I felt like I had to wade through it.

Film o kadar sıkıcıydı ki—sanki içinden **güçlükle geçmek** zorunda kaldım.

We had to wade through a crowd to get to the front of the stage.

Sahneye ulaşmak için kalabalığın içinden **güçlükle geçmek** zorunda kaldık.