"urge forward" in Turkish
Definition
Birini veya bir şeyi ileriye gitmeye veya ilerlemeye teşvik etmek; genellikle motivasyon ile ya da fiziksel hareketle.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yarı-resmi veya betimleyici bir dildir; hem fiziksel hem teşvik anlamında kullanılabilir. Edebiyatta, konuşmalarda ve ekip çalışmasında sıkça karşımıza çıkar. İnsanlar veya projeler için.
Examples
The coach urged forward the team during the game.
Antrenör maç sırasında takımı **ileriye teşvik etti**.
She gently urged forward her friend who was hesitant.
Tereddüt eden arkadaşını nazikçe **ileriye teşvik etti**.
We must urge forward the project to finish on time.
Projeyi zamanında bitirmek için **ileriye teşvik etmeliyiz**.
Her inspiring words really urged me forward when I was about to quit.
Onun ilham verici sözleri, vazgeçmek üzereyken beni gerçekten **ileriye teşvik etti**.
Sometimes you just need a little push to urge you forward in life.
Bazen hayatta **ileriye teşvik edecek** küçük bir dürtüye ihtiyacın olur.
His excitement seemed to urge the others forward, picking up the pace.
Onun heyecanı diğerlerini de **ileriye teşvik etmiş** gibi görünüyordu, tempo arttı.