"throw in at the deep end" in Turkish
Definition
Birini hiçbir hazırlık veya yardım olmadan zor bir iş ya da durumla yüzleşmeye zorlamak.
Usage Notes (Turkish)
Daha çok iş veya okul ortamında kullanılır; kendiniz için edilgen şekilde kullanılabilir; ani bir test veya gelişim amacı ima edilebilir.
Examples
On her first day, they threw her in at the deep end and gave her a big project.
İlk gününde ona **hazır olmadan zor bir duruma atıp** büyük bir proje verdiler.
I had no experience, but they threw me in at the deep end anyway.
Hiç tecrübem yoktu ama yine de beni **hazır olmadan zor bir duruma attılar**.
He was thrown in at the deep end when his boss left suddenly.
Patronu aniden ayrılınca, o **hazır olmadan zor bir duruma atıldı**.
I felt like I'd been thrown in at the deep end during my first week at the new job.
Yeni işimde ilk haftamda **hazır olmadan zor bir duruma atılmış** gibi hissettim.
Sometimes, being thrown in at the deep end is the fastest way to learn.
Bazen, **hazır olmadan zor bir duruma atılmak** en hızlı öğrenme yoludur.
My manager loves to throw people in at the deep end to see how they cope.
Yöneticim insanların nasıl başa çıkacağını görmek için **insanları hazır olmadan zor bir duruma atmayı** seviyor.