"save your breath" in Turkish
Definition
Birine konuşmanın veya tartışmanın faydasız olduğunu, bir şey değişmeyeceğini belirtmek için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmi olmayan ve biraz sert bir ifadedir. Yakın çevrede kullanılmalı, resmi ortamlarda tercih edilmez.
Examples
You can't convince him, so save your breath.
Onu ikna edemezsin, o yüzden **boşuna konuşma**.
Save your breath; I've already made my decision.
**Boşuna konuşma**; kararımı verdim.
You can save your breath; she never listens.
**Boşuna konuşma**; o asla dinlemez.
Look, save your breath, he's not going to change his mind.
Bak, **boşuna konuşma**, o fikrini değiştirmeyecek.
Honestly, save your breath and let it go.
Dürüst olmak gerekirse, **boşuna konuşma** ve bırak gitsin.
If you're just going to argue, save your breath—I'm not interested.
Sadece tartışacaksan, **boşuna konuşma**—ilgilenmiyorum.