"pushed for time" in Turkish
Definition
Tüm işlere yetişemeyecek kadar meşgul olduğunuzda yeterli zamanınızın olmadığını belirtir.
Usage Notes (Turkish)
Gündelik ve geçici yoğunluklarda kullanılır; daimi bir durum için kullanılmaz. 'Vaktim az' veya 'zamanım yok' anlamında.
Examples
Sorry, I'm pushed for time right now.
Üzgünüm, şu an **zamanım çok dar**.
She couldn't stay because she was pushed for time.
Zamanı dar olduğu için kalamadı.
We are pushed for time, so let's keep the meeting short.
**Zaman darlığı yaşadığımız** için toplantıyı kısa tutalım.
I'm really pushed for time—can we chat later?
Gerçekten **vaktim çok dar**—sonra konuşsak olur mu?
He apologized for leaving early because he was pushed for time.
Erken ayrıldığı için özür diledi çünkü **vakti dardı**.
If you're pushed for time, just give me the summary.
Eğer **zaman darlığı** çekiyorsan, sadece özetini ver.