"pettiness" in Turkish
Definition
Önemsiz şeylere takılmak ya da dar görüşlü ve kıskanç bir tavır sergilemek.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle olumsuz bir anlam taşır; önemsiz tartışmalar veya dar görüşlülük için kullanılır. Hem kişisel hem de iş ortamında geçerlidir. Gerçekten önemli konularda kullanılmaz.
Examples
Her pettiness made working with her difficult.
Onun **küçüklüğü**, birlikte çalışmayı zorlaştırdı.
Don't let pettiness ruin your friendship.
**Küçüklüğün** arkadaşlığınızı bozmasına izin verme.
His pettiness shows when he refuses to share.
Paylaşmayı reddettiğinde onun **küçüklüğü** ortaya çıkıyor.
I can't stand all this office pettiness; let's just focus on our work.
Bu ofis **küçüklüğüne** katlanamıyorum; hadi sadece işimize bakalım.
Their argument was pure pettiness—nobody else cared about it.
Onların tartışması tam anlamıyla **küçüklüktü**—başka kimse umursamadı.
There's no room for pettiness if we want to succeed as a team.
Başarılı bir ekip olmak istiyorsak, **küçüklüğe** yer yok.