"necessary evil" in Turkish
Definition
İstenmeyen fakat iyi bir sonuca ulaşmak veya daha kötü bir durumdan kaçınmak için katlanılması gereken bir şey.
Usage Notes (Turkish)
Hem resmi hem de günlük kullanım için uygundur. İnsanlar için değil; uğraşılması gereken kurallar, işlemler gibi durumlarda tercih edilir. Tipik kullanım: 'bir zorunlu kötülük'.
Examples
Paying taxes is a necessary evil.
Vergi ödemek bir **zorunlu kötülük**.
Many people see homework as a necessary evil.
Birçok kişi ödevi **zorunlu kötülük** olarak görür.
For some, meetings are just a necessary evil at work.
Bazılarına göre toplantılar iş yerinde sadece bir **zorunlu kötülük**.
Insurance feels like a necessary evil—you hate paying it, but you’re glad to have it when you need it.
Sigorta **zorunlu kötülük** gibi geliyor—ödemesi zor gelir, ama ihtiyaç duyunca iyi ki var diyorsun.
Wearing a uniform is a necessary evil at this school—you just have to get used to it.
Bu okulda üniforma giymek bir **zorunlu kötülük**—sadece alışman gerekiyor.
For most drivers, sitting in traffic is a necessary evil of city life.
Şehirde hayatın bir parçası olarak trafikte oturmak, çoğu sürücü için **zorunlu kötülük**.