Herhangi bir kelime yazın!

"drive to the brink" in Turkish

uçuruma sürüklemeksınırına getirmek

Definition

Birini veya bir şeyi, genellikle duygusal, fiziksel ya da sabır açısından tehlikeli, aşırı veya kritik bir noktaya kadar zorlamak.

Usage Notes (Turkish)

Bu deyim genellikle ciddi, stresli veya kriz anlarını tanımlar. 'drive to the brink of madness' gibi ifadelerde sık kullanılır. Resmiyet gerektirir, gündelik konuşmada nadir.

Examples

The stress at work drove him to the brink.

İş stresi onu **uçuruma sürükledi**.

Lack of sleep can drive a person to the brink.

Uyku eksikliği bir kişiyi **uçuruma sürükleyebilir**.

Financial worries can drive families to the brink.

Maddi kaygılar aileleri **uçuruma sürükleyebilir**.

She was driven to the brink by endless deadlines and no support from her team.

Bitmeyen teslim tarihleri ve ekipten destek olmaması onu **uçuruma sürükledi**.

If you keep pushing like this, you're going to drive yourself to the brink.

Böyle devam edersen, kendini **sınırına getireceksin**.

Decades of pollution have driven the river to the brink.

On yıllarca süren kirlilik, nehri **uçuruma sürükledi**.