"blaze a trail" in Turkish
Definition
Bir konuda ilk olup diğerlerinin ilerlemesini kolaylaştırmak; öncü olmak. Genellikle yenilik veya liderlik anlamında kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Genellikle yenilik ve öncülük için mecaz anlamda kullanılır. 'Bilimde blaze a trail' gibi kalıplara dikkat edin. Resmî yazı ve konuşmalarda daha yaygın.
Examples
Marie Curie blazed a trail for women in science.
Marie Curie, bilimde kadınlar için **öncü oldu**.
They want to blaze a trail in green technology.
Yeşil teknolojide **öncü olmak** istiyorlar.
This company blazed a trail with its new smartphone.
Bu şirket, yeni akıllı telefonu ile **öncü oldu**.
He wasn’t afraid to blaze a trail when everyone else stuck to the rules.
Herkes kurallara bağlı kalırken, o **öncü olmaktan** çekinmedi.
Artists who blaze a trail often face criticism at first.
**Öncü olan** sanatçılar genellikle ilk başta eleştiriyle karşılaşır.
If you want real change, someone has to blaze a trail.
Gerçek değişim istiyorsanız, birinin **öncü olması** gerekir.