"walk the walk" in Turkish
Definition
Birinin söylediği ya da vaat ettiği şeyi gerçekten yaptığı, sadece konuşmakla kalmadığı durumlar için kullanılır.
Usage Notes (Turkish)
Resmî olmayan, günlük ve iş ortamlarında kullanılabilir. ‘Talk the talk’ ile birlikte ele alınıp, birinin gerçekten söylediklerini yapmasını beklerken sıkça geçer.
Examples
It's easy to promise, but you must walk the walk.
Söz vermek kolay, ama asıl önemli olan **lafını değil, icraatını göstermek**.
Our teacher really walks the walk when it comes to helping students.
Öğretmenimiz öğrencilerine yardımcı olurken gerçekten **icraatını gösteriyor**.
Leaders should always walk the walk, not just talk.
Liderler her zaman sadece konuşmamalı, **icraatını da göstermeli**.
He loves to give advice, but does he really walk the walk?
Tavsiyeler vermeyi sever, ama gerçekten **icraatını da gösteriyor mu**?
If you want respect, you need to walk the walk every day.
Saygı istiyorsan her gün **icraatını göstermelisin**.
Talk is cheap—time to walk the walk and make things happen.
Konuşmak kolay—artık **icraata geçip** bir şeyler yapma zamanı.