"take your part" in Turkish
Definition
Bir işte, sorumlulukta ya da suçta kendi payını üstlenmek ya da bir toplulukta rolünü yerine getirmek.
Usage Notes (Turkish)
Bu deyim resmî ya da yazılı dilde daha çok kullanılır; grup çalışması, sorumluluk paylaşımı veya adil davranmakla ilgilidir. 'Take your side' ile karıştırılmamalı.
Examples
You must take your part in cleaning the house.
Evi temizlerken sen de **üzerine düşeni yapmalısın**.
It's only fair that everyone takes their part of the blame.
Herkesin **payına düşen suçu üstlenmesi** adil olur.
She always takes her part in group projects.
O, grup projelerinde her zaman **üzerine düşeni yapar**.
If you want to be on this team, you have to take your part seriously.
Bu takımda olmak istiyorsan, **üzerine düşeni ciddiyetle yapmalısın**.
Don’t complain if you’re not willing to take your part.
**Üzerine düşeni yapmaya** istekli değilsen şikayet etme.
Let’s all take our part and get this done quickly.
Hadi herkes **üzerine düşeni yapsın** ve bunu çabucak bitirelim.