"strewn" in Turkish
Definition
Eşyaların düzensiz ve dağınık bir şekilde bir yüzeye veya alana saçılması.
Usage Notes (Turkish)
Eşyanın dağınık veya rastgele yayılması gibi durumlar anlatılırken kullanılır. 'her yere', 'her tarafına' gibi ifadelerle sık geçer. Genellikle yazı dili ve betimlemelerde bulunur, resmî konuşmada tercih edilmez.
Examples
Clothes were strewn all over the floor.
Kıyafetler tüm yere **dağılmıştı**.
Leaves are strewn across the park after the wind.
Rüzgardan sonra yapraklar parkın her yerine **dağılmış**.
There were toys strewn about the room.
Odanın içinde oyuncaklar **dağılmıştı**.
After the party, empty cups and plates were strewn everywhere.
Partiden sonra boş bardaklar ve tabaklar her yere **dağılmıştı**.
His tools were strewn across the garage floor, making it hard to walk.
Aletleri garajın zeminine **dağılmıştı**, yürümek zordu.
I could see confetti strewn along the street after the parade.
Geçit töreninden sonra, caddede konfeti **dağılmıştı**.