"scrutinizing" in Turkish
Definition
Bir şeyi ayrıntılı ve özenle incelemek, genellikle hata ya da detay bulmak için.
Usage Notes (Turkish)
'evidence', 'documents', veya 'behavior' gibi kelimelerle sıkça birlikte kullanılır. Sıradan bakmaktan daha yoğun ve dikkatli incelemeyi vurgular; genellikle resmi ve akademik ortamlarda geçer.
Examples
The teacher was scrutinizing every answer on the test.
Öğretmen sınavda her bir cevabı **dikkatle inceliyordu**.
He is scrutinizing the contract before signing it.
O, imzalamadan önce sözleşmeyi **dikkatle inceliyor**.
She was scrutinizing the painting for hidden details.
O, gizli ayrıntıları bulmak için tabloyu **titizlikle gözden geçiriyordu**.
They spent hours scrutinizing the financial report for any mistakes.
Herhangi bir hata bulmak için saatlerce mali raporu **dikkatle incelediler**.
The audience sat silently, scrutinizing every move on stage.
Seyirciler sessizce oturup sahnedeki her hareketi **dikkatle incelediler**.
He's always scrutinizing people’s intentions, even when it’s not necessary.
O, gereksiz olduğunda bile insanların niyetlerini her zaman **titizlikle gözden geçirir**.