아무 단어나 입력하세요!

"saddled with" in Turkish

yüklenmek (zorla)başına kalmak

Definition

Birine istenmeyen, zor veya hoş olmayan bir sorumluluk, borç ya da problem bırakılması.

Usage Notes (Turkish)

Daha çok borç, sorun, sorumluluk gibi olumsuz yükler için kullanılır. 'saddled with debt' gibi kalıplar yaygındır. Gerçek anlamda 'eyeri' kapsamaz.

Examples

He is saddled with a lot of debt after college.

O, üniversite sonrası çok borçla **yüklenmişti**.

She felt saddled with extra work when her coworker left.

İş arkadaşı ayrıldığında, üzerinde fazladan iş **yüklenmiş** hissetti.

We were saddled with cleaning the whole house.

Bütün evi temizlemek **başımıza kaldı**.

I hate being saddled with responsibilities I didn't ask for.

İstemediğim sorumlulukların **yüklenmesinden** nefret ediyorum.

After the merger, many employees were saddled with new and confusing procedures.

Birleşmeden sonra birçok çalışan, yeni ve karmaşık prosedürlerle **yüklenmiş oldu**.

Whenever there's a problem, I'm the one who gets saddled with fixing it.

Sorun olduğunda her zaman **başına kalan** kişi benim, çözmek bana düşüyor.