"proffer" in Turkish
Definition
Birine (örneğin tavsiye, yardım veya bir nesne gibi) resmi veya nazik bir şekilde sunmak ya da takdim etmek.
Usage Notes (Turkish)
Kelime resmî ve yazılı dilde tercih edilir. 'proffer advice' anlamında; günlük konuşmada genellikle ‘teklif etmek’ yerine geçer. Soyut şeyler için de kullanılabilir.
Examples
He proffered his hand to help her up.
Onun ayağa kalkmasına yardımcı olmak için **elini uzattı**.
She politely proffered her opinion during the meeting.
Toplantıda nazikçe **görüşünü sundu**.
The lawyer proffered new evidence to the court.
Avukat mahkemeye **yeni delil sundu**.
They proffered me a seat, but I preferred to stand.
Bana bir **koltuk teklif ettiler**, ama ayakta durmayı tercih ettim.
He proffered advice, but she didn’t want to hear it.
O **tavsiyede bulundu**, ama o duymak istemedi.
As a sign of peace, she proffered him a flower.
Barışın bir işareti olarak ona **bir çiçek sundu**.